Web tasarımının evrimine nostaljik bir yolculuk

Web tasarımının evrimine nostaljik bir yolculuk

World Wide Web hemen hemen 30 yıl önce, Tim Berners Lee tarafından, insanların dünya çapında bilgi paylaşımlarını kolaylaştırmak amacı ile icat edilmiştir. Geçen on yıllar içinde büyük bir değişim kaydetmiştir, hem web tasarım hem de fonksiyonelliği anlamında bu değişim gerçekleşmiştir. Aynı zamanda toplum içinde kullanım yeri de oldukça değişmiştir.

Tıpkı bir binanın mimarisinin onu yapan toplumu yansıtması gibi, web tasarımının evrimi de zamanın değişen modalarını, inançlarını ve teknolojilerini yansıtır.

Web tasarım stilleri onun tuğla ve harç kuzenlerine nazaran büyük bir hızla evrimleşmiştir. İlk web sitesi sadece metinlerden ve linklerden oluşan ve web’in ne olduğunu, nasıl kullanılacağını anlatan ve basit yönergeler içeren bir yapıya sahipti. O günlerden günümüze web tasarım oldukça uzun ve dolambaçlı bir yol katetti.

Başlangıçta….

1990’ların başında ilk web tasarım dili olan Hypertext Markup Language ( HTML ) diline merhaba dedik. Ancak bu web tasarım dili sadece metin den oluşan sayfalar yapılabilen, basit bir tarayıcıda çalışan oldukça sınırlı bir dildi. İlk yapılan web siteleri basit, dikey olarak yapılandırılmış ve içinde birkaç grafik barındıran metin ağırlıklı sayfalardan oluşmaktaydı. İnsanlar dikey olarak kaydırılan bu sayfalara ve gözden kaçmayan linklere kolayca adapte oldular.

Tablolar

1990’ların ortalarında web tasarımcılara sayfa içine grafik ve görsel ikonlar yerleştirmesine olanak tanıyan “Graphical User Interface” ( GUI ) grafiksel kullanıcı ara yüzlerinin hayatımıza dahil olmasıyla web sitelerinin yapılmasında grafik tasarımcılar daha fazla rol oynamaya başladılar.

Web, bilgi işlem aracı olarak kitleler üzerinde popülerlik kazanmaya başladığında, web tasarımcılar sayfa içindeki görselleri ve metinleri düzenlemek için tabloları kullanmaya başladılar.

Tabloların web tasarım yapı taşları olarak duyurulmasından önce, web site tasarımında çok az sayıda bileşen bulunmaktaydı. Geleneksel basılı dökümanları taklit etmenin hiçbir yolu yoktu.

Ancak tablolar web tasarımcıya grafik ve metinleri web sitesi içerisinde konumlandırmasına yardım etse de, yazılması gereken kod oldukça karmaşık bir yapıya sahipti.

Flash tasarım

1990’ların sonlarında “Flash” adında yeni bir teknoloji ortaya çıktı. Flash web tasarımcıya web sitesinin içine müzik, video ve animasyonlar dahil etmesine olanak tanıyan bir yazılım alt yapısıydı. Flash aynı zamanda web tasarımcıya web sitesini daha interaktif yapabilmesi için olanak sunuyordu. Bu gerçektende web tasarımında yaratıcı ve teknolojik bir atılım dönemi oldu. İnteraktif menüler, sıçrayan sayfalar, dekoratif animasyonlar ve güzel balon butonlar web tasarım trendlerini domine ettiler.

Web konsepti hala bir çok kişi için yeni bir oluşumdu. Bu görsel olarak heyecan verici web tasarımlar birden çok amaca hizmet ediyorlardı. Sadece parlak ve dikkat çekici değillerdi aynı zamanda acemi kullanıcıları kendilerine çağıran bir yapıya sahiptiler.

Ancak flash’ın popülaritesi kısa sürdü. Flash’ın son sürümünün kullanıcının bilgisayarında kurulu olması gerekiyordu. Bu da çoğu kullanıcıya web sitesini sınırlı bir şekilde kullanma imkanı sunuyordu.

Herkes Web Tasarımcı

Her ne kadar Flash beklentileri karşılamasa da, web sitelerinin tasarım şekillerini ve kullanım amaçlarında geri döndürülemez bir değişim yaratmıştır.

İnsanlar web’i kullandıkça daha bilinçli hale geldiler, altı çizili linkler gibi web tasarım elementlerinin artık insanlara web sitesini kullanmayı öğretmesine gerek kalmamıştı.

Daha sonra sosyal medya ortaya çıktı ve web tasarım araçları artık yeterli gelmiyordu, daha fazlasına ihtiyaç duyulmaya başlandı. Bu durum Cascading Style Sheets ( CSS ) lerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

CSS ayrıntılı stillerin tanımlanmasında kullanılıyordu, örneğin alt başlıklar için daha küçük font boyutları ayarlamak için. CSS in en büyük özelliği elementleri tek tek stil kodları yazmak yerine tüm site içerisinde tek bir yerde oluşturulan stil kodlarının kullanılmasına olanak sağlamasıydı. CSS’in arkasındaki fikir web tasarımı yapılan sitenin içeriğini (HTML) ve sunumunu (CSS) bir birinden ayırmaktı.

CSS ‘in doğuşu ile birlikte web tasarım şablonları ortaya çıkmaya başladı. Bunlar insanlara kendi web sitelerini yapmak ve sunmak için kolaylık sağlıyordu.

Flat ( Düz ) Tasarım

2010’un başlarında HTML ve CSS’in farklı bir şekilde kullanılmasını sağlayan yeni bir web tasarım yaklaşımı olan responsive ( duyarlı ) tasarım Ethan Marcotte tarafından geliştirildi.

Responsive tasarımın temelini oluşturan ana fikir, tek bir web sitesinin farklı ekran formatlarına uyum sağlayıp farklı cihazlarda görüntülenmesini sağlamaktı. İnsanlar mobil cihazlarında da, masa üstü bilgisayarlarında da aynı deneyimi yaşayacaklardı. Bu durum web sitesi geliştirmenin efektifliğini arttıracak ve bakımını kolaylaştıracaktı.

Bu durum yeni bir web tasarım trendinin ortaya çıkmasına sebep oldu, Flat ( düz ) tasarım. Bu trend görsel olarak doyurucu ve geliştirme açısından verimli minimalist iki boyutlu web tasarım stillerini doğurdu.

Günümüzde hala flat tasarım gücünü korumaktadır. Web tasarım tam bir döngü yaparak başladığı yere web’in başlangıcına dönmüştür. İçeriğin ön plana çıkarılması ve güçlü bir iletişim kurulmaya çalışılması günümüzde birincil önceliktir.

Gelecekte…

Web tasarımın geçmişi göreceli olarak kısadır, ancak kısa süre içerisinde bir Rönesans’dan başarılı olarak geçmiştir.

Önceleri web tasarım teknoloji tarafından yönlendiriliyordu. Ancak bugün öyle bir noktadayız ki teknoloji artık web tasarımın limitlerini belirlemiyor. Artık sanal olarak istediğimiz hemen hemen her şeyi web üzerinde gerçekleştirebiliriz.

Web tasarımın geleceği ne yapabileceğimizden daha çok ne yapmalıyız sorusu üzerine kurulacaktır. Bunun anlamı web tasarımın, onu kullanan insanları nasıl etkileyeceğinin ve onlar üzerinde pozitif bir etki bırakıp bırakmayacağının değerlendirmesini yapmamız gerektiğidir.